Adalet Ağaoğlu'nun "Gece Hayatım" isimli Rüya Anlatısındaki aktarımı ile yarışamayacak olsa da ben de rüyalarımı bu sayfada yazmaya karar verdim.
4 Ekim 2006

Baklava Kutusu ...
Doğrudur, cuma akşamından beri her akşam baklava yiyorum ama dün yemedim. Dün sadece kutusunu açıp içine baktım. Kutuda birkaç tanesi masum masum bekleşiyordu. Bu kadar baklava muhabbetinden sonra akşam bir iki tanesini daha yerim diye düşünüyorum. Rüyama gelince eski işyerimde çalışıyor gibiyim ve insanlara belli bir saate baklava yemek üzere mail atmışım. Baklava yeme saatine dakikalar kala baklava kutusunda sadece 2 baklava ve üzerinde nar taneleri bulunan ufacık bir güllaç dilimi görüyorum. Hemen panik oluyorum tabi. Aniden binanın altında bir Mado olduğu aklıma geliyor, elime ticketlarımı alıp Mado'ya gitmek üzere yönleniyorum bu arada nasıl olduysa üzerimde okul forması var. Gerçek hayatta hiç giymedim ama dizime kadar çekili lacivert çoraplarla ilgili detayı da unutmamalıyım. Mado'ya gitmeye karar kılmış vaziyette iken uyandım, boş baklava kutusunun şemali ise hala gözümün önüne geliyordu.
3 Ekim 2006

Bir küçücük maymuncuk varmış ...
Rüyamda babamla bir ormandayız. Ormanda halkın gezmesi için tasarlanmış küçük bir gölet, kanallar ve kanallar üzerinde küçük tahta köprüler var, etrafa serpiştirilmiş piknik masaları ve tek tük banklar var. Biz babamla bankın birinde otururken aniden maymunun biri musallat oluveriyor. Ben fazlaca ürkerken babam fazlaca soğukkanlı gözüküyor. Maymun benim omuzuma atlamak istedikçe ben iyicene tedirgin oluyorum. Derken birdenbire maymun küçülmüş ve incelmiş bir vaziyette bi oyuncak gibi babamın kucağına yerleşiyor...Masum görüntüsüne rağmen yine de bana ilişsin istemiyorum. Evet dün gece gördüğüm rüya kabaca bu şekildeydi. Maymunsal bişey izlediğimi de hatırlamıyorum ama hadi hayırlısı...
2 Ekim 2006

Garip ve dehşet bir uçak yolculuğu...
Ben ve eşim Ankara'ya gitmek için uçağa binmemiz gerekiyor. Binmeden önce de uçakta günlüğümü yazabilmek için küçük bir not defteri, kalem ve kalemtraş gibi malzemeler alabilmek için büyük bir kırtasiye mağazasına giriyoruz. Nedense işim bir türlü bitmiyor ve kalkış saatine ramak kala uçağı kaçırıyoruz. Daha sonra ben bir izleyici rolüne bürünüyorum ve binmediğimiz uçağın geçirdiği dehşet dolu görüntüleri seyrediyorum. Göya yakıt ikmali yapılması gerektiği için Ankara uçağının üzerine başka bir uçak geliyor; tam bu sırada da bir aksilik çıktığı için Ankara uçağının rotası sapıyor ve okyanus üzerine inerek sanki gemi gibi gitmeye başlıyor ama hızı hala uçak hızında...Bu sırada uçağın önüne şilepler, tankerler vs. çıkıyor ve onlara bir şekilde çarpmayarak kurtuluyor ancak hız halen çok yüksek olduğu için ansızın karşı karşıya kaldığı bir kayalığa çakıyor. Bense bu görüntülerden müthiş acı duyuyorum ve şoka giriyorum ama bir taraftan da günlük yazmak için kullanacağım kırtasiye malzemelerinin aşkına hayatımızın kurtulduğunu düşünüyorum.
Gece uyumadan önce eski günlüğümü okuduğum için günlük de rüyama girmiş oldu...Ey bilinçaltı sen nelere kadirsin...
21 Eylül 2006

Saçlarımı çok seviyorum galiba..
Hava değişimi sebebiyle saç dökülmeleri had safhaya ulaştı sanırım. Ben de uzun ve siyah saçlı birisi olarak bu dertten müzdarip bir şekilde; olayı bilinçaltımda fazla büyütmüşüm ki gece bölük pörçük geçen uykularıma bir de bu rüyayı şıkıştırmışım: Rüyamda gerçek halinden daha uzun saçlarım var bir anda saçlarımın yarı tutamı toplu halde elimde kalıyor. Nasıl olduğunu anlayamıyorum ama çok üzülüyorum...